Ömrünüze Ömür Katan İksir: Zeytinyağı


İnsanoğlunun tarım devriminde ürettiği ilk ürünlerden biri olan zeytinyağı, binlerce yıldır süregelen serüveniyle gençlik ve güç kaynağı olarak günümüze ulaştı. İnsan için büyük önem taşıyan yağ asitlerinin yanı sıra, vücudumuzdaki zararlı maddelerin neden olduğu tahribatı da önlemeye yardımcı olan zeytinyağının kalitesi nasıl anlaşılır? Hangi çeşidi size göre?

Zeytin ağacına ilişkin mevcut en eski veri Ege Denizi’ndeki Santorini Adası’nda yapılan arkeolojik çalışmalarda ortaya çıkarılan 39.000 yıllık zeytin yaprağı fosilleridir. Kuzey Afrika’daki Sahra bölgesinde gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar da ise M.Ö. 12.000’e ait zeytin ağacı bulgularına rastlanmıştır. İlk zeytin hasadının ne zaman ve hangi uygarlık tarafından yapıldığıysa bilinmemektir. Tarih, zeytinyağı üretimine ilişkin en belirgin izlerin Akdeniz’in tam ortasındaki Girit Medeniyeti’ne, M.Ö. 4500 yıllarına dek uzandığını göstermektedir.

Zeytinyağı birçok dinsel törenlerin yağ lambalarına, geleneksel ve kutsal mekânlara kadar görkemli dinsel ayinlerde önemli bir yer tutmuştur. Zeytinyağı insanoğlunun tarım devriminde ürettiği ilk ürünlerden birisidir. Zeytinyağının gençlik ve güç kaynağı olduğu inancı her zaman çok yaygındı. Eski Mısır, Yunan ve Roma’da çeşitli çiçek ve otlar ile zeytinyağı karıştırılarak çeşitli ilaç ve kozmetikler elde ediliyordu. 5. yüzyılda İspanyol papazlar; zeytin ve zeytinyağını Orta ve Güney Amerika’ya daha sonra da Kaliforniya’ya taşıdılar.

Akdenizli olmayan bilmiyordu

1970’lere kadar Akdenizli olmayanlar için zeytinyağı, uzunca bir süre kendine özgü yöresel yemeklerde kullanılan ya da marketlerin ‘otantik’ özel yiyecekler bölümündeki raflarda kaybolup giden uzak doğu ülkelerinin büyüsü demekti.

Akdeniz mutfağında yemeklerin hemen hepsinin zeytinyağı ile piştiği anlarda, Batılılar zeytinyağıyla genellikle restoranlarda tanışıyordu. 1970’lerde yapılan bir araştırma sayesinde zeytinyağı önem kazandı. Araştırma, Batılılar arasında kalp hastalığına en az yakalananların Akdenizliler olduğunu ortaya çıkarmıştı.

Akdenizlilerin bol miktarda tükettiği zeytinyağının bunda bir payı olduğu düşünüldü. Gençlik ve ergenliğin vücudun daha çok kaliteli gıdaya ihtiyaç duyduğu dönem olması ve zeytinyağı kullanımının burada iyi bir tercih görülmesi, yaşlılıkta ise kalsiyum kaybını önleyerek kemik erimesine engel olması, hamilelikte, içinde bulunan yağ asitleri hücre ve sinir sisteminin oluşturulmasında önemli bir etken teşkil etmesi, damar sertliğinin önlenmesine yardımcı olan ‘iyi yağ’ oranı ve antioksidanlar açısından zengin bulunması zeytinyağı kullanımını artırdı.

Böylelikle; 1980’lerden sonra, batı ülkelerinde zeytinyağı tüketiminde çok büyük bir talep patlaması oldu. Tüketiciler artık bilinçli beslenmesiyle önem vermekte, katkı maddesi içermeyen doğal ürünleri tercih etmekteydiler. İnsanlar ‘daha doğal’ besin kullanımını keşfettikçe, zeytinyağı da bundan payına düşeni aldı.

Piyasada birçok zeytinyağı bulunuyor. Peki, bu çeşitler tüketici için ne ifade ediyor? Yağların çeşitleri, asit oranları, yemeklik mi yoksa salata için mi?

Naturel sızma zeytinyağı

Doğrudan tüketime uygun, serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her 100 gramda 0,8 gramdan fazla olmayan yağlardır.

Rafine zeytinyağı

Hem zeytinyağının doğal trigliserid yapısında değişikliğe yol açmayan metotlarla rafine edilmeleri sonucu elde edilen ve serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her 100 gramda 0,3 gramdan fazla olmayan yağdır.

Riviera zeytinyağı

Rafine zeytinyağı ile doğrudan tüketime uygun natürel zeytinyağları karışımından oluşan ve serbest yağ asitliği oleik asit cinsinden her 100 gramda 1,0 gramdan fazla olmayan yağdır.

Hangi yağ hangi yemekte kullanılmalı?

Zeytinyağı çeşitlerinin kullanım yerlerinde çok keskin sınırlar yoktur. Ancak yağların kalite sınıflarına göre kullanım alanları değişebiliyor. Naturel sızma zeytinyağlarının salatalarda kullanılması tavsiye edilirken, bu yağlar içerisinde barındırdığı kimyasal ve duyusal özellikler bakımından damakta hoş bir lezzet bırakırlar. Özellikle duyusal kriterlerin yağın lezzetini ve aromasını doğrudan hissedilmesi nedeniyle salata gibi çiğ olarak yenen yemeklerde naturel sızma zeytinyağı oldukça önemlidir.

Zeytinyağının biyolojik değeri

Yandıktan sonra bıraktığı tehlikeli maddelerin azlığı, taşıdığı E vitamini nedeniyle kalbe ve hormonal sisteme yaptığı olumlu katkıları göz önüne alınırsa zeytinyağını mutlaka yiyeceklerimizin arasına koymamız gerekir.

Zeytinyağı, insan için büyük önem taşıyan yağ asitlerinin yanı sıra, vücudumuzdaki zararlı maddelerin neden olduğu tahribatı önleyen antioksidan elementleri içerir. Bunlar da hormonlara destek olup, hücre farklılaşmasının gelişimine, hücre zarının oluşumuna yardımcı olurlar. Eski zamanlardan bu yana insanlar, zeytinyağını, tedavi, dinsel törenler ve günlük güzellik bakımları için kullanmışlardır. Hipokrat, ülseri, kolerayı ve kas ağrılarını tedavi etmek için zeytinyağını, psikolojik bozukluğu olan hastalara, taze yeşil zeytin önerirdi.

Altın Sıvı: Zeytinyağının insan sağlığına faydaları

Faydaları asırlardır bilinen zeytin ve zeytinyağının, günümüzde koruyucu sağlık etkileri hakkında her geçen gün daha fazla bilimsel bilgi birikmektedir. Ülkemizde Akdeniz mutfağının bilinmesi, zeytinyağının sofralarımızda kullanılması ve hem lezzetli yemek hem sağlıklı yaşam açısından fark edilmeden destek sağlamaktadır. Zeytin meyvesinin faydalarını yeni öğrenmeye başlayan Avusturalya, Kuzey Avrupa ve Uzakdoğu ülkeleri, zeytinyağına yıllardır ilaç olarak bakarken, Akdeniz ülkelerinde yüzlerce yıldır yemeklik olarak kullanılmaktadır.

Zeytinyağı, tüm bu özellikleri dolayısıyla son yıllarda uzmanların oldukça dikkatini çekmektedir. Uzmanlar zeytinyağının insan sağlığına faydalarını şöyle belirtmektedirler:

Zeytinyağı doğal müshildir

Zeytinyağı, ince bağırsağı çalıştırıp kolesistokinin salgısını artırarak, kabızlığı önler. Zeytinyağı, katı yiyeceklerin sindirimini ve bağırsaklardan geçişini kolaylaştırır. Zeytinyağının barındırdığı bitkisel müshil, vücudun sindirim sistemini korur ve doğal bir müshil gibi çalışır. Sızma zeytinyağı, tek başına alınabileceği gibi, eğer tadı sevilmiyorsa, biraz limon suyu ile de karıştırıp alınabilir. Bir çorba kaşığı zeytinyağı ile orta büyüklükte bir limonun suyu karıştırarak, her sabah aç karnına içilir. Zeytinyağı, iyi bir laksatiftir. Sürekli kabızlık çekenlerin, sabahları aç karnına bir bardak suyla, 2 kaşık zeytinyağı almaları gerekir.

Böbrekler ve zeytinyağı

Zeytinyağı, tekli doymamış yağ asitleri içeriği nedeniyle, böbrek taşlarına neden olan kolesterol üretimini azaltarak, böbrek taşı oluşum riskini düşürür. İçindeki klor sayesinde böbreğin çalışmasına yardımcı olur ve böylece vücudun atıklardan arınmasını kolaylaştırır.

Kulak ağrılarında zeytinyağı

Kulak ağrılarını dindirmek, tıkanmış kulakları temizlemek için de iki damla ılık zeytinyağı kullanılabilir. Ağrıyan kulak üstte kalacak şekilde, baş, bir havlunun üzerine konulur. Birkaç dakika uzanılır. Sonra öbür tarafa dönülür ki zeytinyağı kulaktan havluya aksın.

Zeytinyağı güzelliktir

Zeytinyağı sağlık ve güzellik kaynağıdır. Cildi besler, korur ve yumuşatır. Cildin hem görünüşünü hem de yapısını güzelleştirir. Cildin onarılmasına katkıda bulunur, su kaybını önleyen güçlü bir nemlendirme özelliğine sahiptir. Zeytinyağı, cildi sıkılaştırmak, yıpranmayı önlemek, saçları yumuşatmak, tırnakları güçlendirmek için kullanılır. Cilde, temiz ve parlak bir görünüm kazandırır. Soğuktan, dudakların çatlamaması için, üzerlerine biraz zeytinyağı sürülür. Kırışıklıkları önlemek için haftada iki kez zeytinyağı ve limon suyuyla hafifçe masaj yapılır.

Yaşlanmayı önler

Zeytinyağının içerdiği vitaminler, hücre yenileyici özelliklere sahip oldukları için, yaşlılık tedavisinde kullanılır, cildi besler ve korurlar. Besinlerle beraber bedenimize ‘serbest radikal’ denilen bazı maddeleri de alırız. Zeytinyağı, başta E vitamini olmak üzere, içerdiği çok sayıdaki antioksidan maddeyle bu zararlı maddelerin vücudumuzda neden olduğu tahribatı önler, hücrelerimizi yeniler, doku ve organlarımızın yaşlanmasını geciktirir.

Bebekler ve çocuklar için zeytinyağı

Zeytin ve zeytinyağı, içlerinde bulunan linoleik asitten (omega-6 yaş asidi) gelişim çağındaki çocuklar için son derece faydalı besinlerdir. İçerdiği lineolik asit yüzdesi nedeniyle anne sütüne benzeyen zeytinyağı, inek sütüne katıldığında anne sütüne yakın değer elde edilir. Günde birkaç damla zeytinyağı bebeğin gelişimine büyük katkı sağlar. İçerdiği E, A, K vitaminleri ile her yaştaki çocuğun gerekli ihtiyacına yanıt verir. Bu vitaminler kemiklerin doğal gelişimine ve mineralleşmeye yardımcı olup,  güçlenmesini hızlandırır.

Zeytinyağının sinir sistemi ve beyindeki etkileri

Osteoporoz ve Alzheimer hastalıklarının gelişiminde zeytinyağı tüketiminin, kalsiyumun emilimini arttırması, beyin hücrelerinin zarında bulunan yağ asitlerinin yapısını oluşturması nedeniyle olumlu etkisi kanıtlanmıştır. Zeytinyağı, günde 46 gr yenildiğinde, yüksek miktarda tekli doymamış yağ asitleri içeriği nedeniyle, beyin hücre cidar zarlarının yapısal bütünlüğünü sağlamaya yardım ederek, yaşlanmayla ilgili hafıza kaybını önlemeye yardımcı olur. Yine aynı nedenlerle mental fonksiyonun yaşla ilgili kavrama özelliğini geliştirir.